ANADOLU'DAN ŞAMPİYONLAR LİGİ'NE...

Anadolu'dan, hem de futbola 20 yaş gibi çok geç sayılabilecek bir yaşta profesyonel olarak adım atan ve sonrasında Süper Lig şampiyonluğuna uzanan, ardından Şampiyonlar Ligi'nde oynama şansını yakalayabilecek kadar azimli bir isim TPFD röportaj serilerinin ikinci konuğu oldu...

İbrahim Öztürk, Kayseri'de başladığı futbol kariyerini nasıl lig şampiyonluğuna taşıdı, bu süreçte neler yaşadı ve 36 yaşında mücadeleci bir takımda rahatlıkla forma giyebilecek sportmenliğe sahip bir isim olmasının sırlarını bizimle paylaştı.

İbrahim Öztürk röportajında yine genç arkadaşlarımız kariyerlerine yön çizmek adına önemli tespitler edinirken aynı zamanda Anadolu kulübünde şampiyonluk yaşayan ve aktif futbol yaşantısını sürdüren bir ismin tecrübelerinden yararlanma şansı olacak. Deneyimli oyuncu ayrıca Bursaspor altyapısından çıkıp kimilerine kaptanlık yaptığı Serdar Aziz, Ozan Tufan, Sercan Yıldırım, Volkan Şen, Eren Albayrak, Muhammet Demir, Harun Tekin, Musa Çağıran, Enes Ünal gibi isimler hakkında da değerlendirmelerde bulundu.

Okurken keyif alacağınız İbrahim Öztürk röportajı ile sizleri başbaşa bırakıyoruz...

Röportaj: Lemi Çalığ
Fotoğraflar: Özgür Aşar - Lemi Çalığ

Türkiye liglerinin Süper Lig'de şampiyonluk yaşamış az sayıdaki Türk stoperlerinden birisin. Senin deneyimlerinden faydalanmak, okumak isteyen futbolcu arkadaşımız var. Mevlana Yıldız Spor ve Polissporgücü'ndeki amatör kariyerinin ardından Kayseri Erciyesspor'da profesyonel oldun ve ardından Karamanspor, Kırıkkalespor, Altay, Bursaspor, Sivasspor ve şimdi yine Altay'dasın. Futbola başlama hikayen ile başlayabiliriz, geç profesyonel olduğunu biliyoruz...


- Altyapımız sadece amatör olarak oldu. Malzememiz vesairemiz bile doğru dürüst yoktu. 16-17 yaşlarındayken arkadaşlarımız vasıtasıyla Polisgücü'nde son 10 dakikada oyuna girmeye başlayarak adım attım bu işe. Tamamen hevesle başladık diyebilirim. Öncesinde hep mahalle arasında oynadık, futbol oynamanın en zevkli olduğu dönemler yani. Şimdiki çocukların çok şanssız olduğunu da bu vesile ile söylemiş olayım. Çocukların oyun alanları kalmamış, dışarıda top oynayan çocuk kalmamış. O dışarının tozunu yutacaksın derler ya, onların belki de son dönemleri bize kısmet oldu. O dönemde en büyük eğlencemiz arkadaşlarımızla futbol oynadıktan sonra bir mangal yapmak, sohbet muhabbet etmekti. Futbol oynamanın para kazandıracağını da düşünmedik. Kulübümüzün yapısı da para kazanmamıza elverişli değildi. Amatör lig içinde devam ediyorduk ama arkadaş çevresidir beni futbola bağlayan aslında.



En büyük sıçramayı Altay'da yaptığın biliniyor. Altay kariyerinde önemli isimlerle oynadın. İlk Altay dönemini nasıl değerlendirirsin?

- Kırıkkale'de iken Yozgat ile bir final maçı oynadık ve kaybettik. Sezon bitti, o zaman Yozgat'ın hocası Ümit Turmuş'tu. Ümit hoca beni arayıp Altay'a istediğini söyledi. Kırıkale'de çok yardımcı oldu Altay'a transferim için. Altay'a gelirken de kavga çıkartmadan, orta noktayı bularak gittim. Merter Yüce, Yasin Avcı, Sancak, Metin Depe, Eren Güngör ile oynadım. Hepimiz kaliteli olduğumuzu gösterdik zaten ilerleyen yıllarda Süper Lig'de oynama şansına eriştik. O dönem o takımın havası muazzamdı gerçekten.

Muhasebecilik yaparken bir anda futbolcu olmuşsun... Futbolculuk mu muhasebecilik mi daha zor sence?

- Aslında ikisinin içinde de matematik var. Muhasebede yıl sonu tuttu mu diye uğraşırsınız. Futbolda a puan hesapları yapmak bunun gibi oluyor. Şimdi yaş olarak 19-20'lere gelip de hala profesyonel olamamışsanız size 'bunun zamanı geçmiş' 'olur mu acaba' diye bakış açıları ister istemez oluyor. Erciyesspor'a da gittiğimde zorluklar yaşadım tabii ki, sadece fiziksel değil taktiksel, mental olarak da sıkıntılarım oldu. Ben 10 tane karın kası çekemiyorken arkadaşlarım 50 tane çekiyordu. Ben açığımı kapatmak için çok çalıştım. İzlediklerimi uygulayarak açıklarımı kapattım. Mücadelemi kaybetmedim. Bir de şu var, muhasebede geriye dönük düzeltmeler yapabilme şansın var ama futbolda sahada ne oynarsan oynarsın ve biter, hatanı telafi edemezsin. Ancak bir sonraki maçta daha fazlasını göstererek kendini affettirebilirsin.

Keşke daha erken futbola başlasaydım dedin mi?

- Ben açığımı kapatmak için belirli bir süre harcadım. Ben hazır olarak profesyonel olsaydım üzerine koymak için daha fazla vaktim olurdu tabii ki. Öncelikle bir altyapı olmalı ki üzerine bir şey koyabilesiniz. İdmanlara hep erken gidip geç çıkıyodum. Duvarda bile çalışıyordum. Ön libero olarak profesyonel oldum, sonra stopere çekildim mecburiyetten. Ben stoper olacağımı anladıktan sonra stoperleri izledim sürekli. Maça gittiğimde bile statta oturduğum yer benim için önemliydi, stoperin olduğu bölge önümde olacak şekilde oturdum hep. Bunları takip ederek biryerlere gelebildim.

"EGEMEN KORKMAZ TRABZONSPOR'A GİTMESEYDİ BEN ORAYA GİDECEKTİM"


Kariyerinde Bursaspor gerçeği var. Bursaspor'da 7 sezonda 200'e yakın Süper Lig maçın var. Bursaspor'a transferin nasıl oldu?

- Altay'da 2 yıllık sözleşmem vardı. 2 yıl oynadım ve sözleşmem bitti. Altay Süper Lig'e çıksaydı kesinlikle devam edecektim Altay'da. Bursaspor'dan önce Trabzonspor ile ön protokol imzaladık. Planda olmayan şeyler oldu. Bursaspor'un hocası Samet Aybaba'ydı o dönem. Aradı beni ve takımında beni görmek istediğini söyledi. Egemen Korkmaz'ın o zaman Bursaspor'daki olayı belirsizdi. O Trabzonspor'a gidince ben de Bursaspor'a gittim. Protokol olarak resmi imzalarımız vardı Trabzonspor'la, Samet hocamız daha çok istedi beni. Görüşme yaptık ama içime Bursaspor sindi.

İstemeseydin, sen Trabzonspor'dan vazgeçmeseydin ne olacaktı peki? Trabzonspor hem seni hem de Egemen Korkmaz'ı mı alacaktı?

- Bilmiyorum tabii orasını ama ortada resmi bir protokolümüz vardı Trabzonspor'la. Egemen Korkmaz Trabzonspor'a imza atınca ben Bursaspor'a gitmeyi tercih ettim. İyi ki de şartlar öyle gelişmiş ve böyle olmuş diyorum kendi adıma. Maddiyatı seçseydim daha farklı düşünüp ona göre hareket ederdim. Kariyer yapabilmek adına ben Bursaspor'a gittim. Bursa'ya gittiğimde ilk 2-3 maç sağ bek oynadım, sonra stoper oynadım. Ön libero da oynadım Bursa'da.


"HİÇBİR ZAMAN 'ŞAMPİYON OLACAĞIZ' DEMEDİK, HEP İÇİMİZDE TUTTUK"

Bursa'ya kattıkların, oranın sana kattıkları ortada... Şampiyon olmak nasıl bir duygu?

- Bir kere sezon başında bir Anadolu kulübüne 'Şampiyonluk düşünüyor musunuz' diye soramazsınız, bunu kimse diyemez. Bursaspor'daki ilk sezonumda Samet hoca ile başladık, sonra Güvenç hoca ve devre arasında da Ertuğrul hoca geldi. Biz o yarım sezondaki çıkışımızla Avrupa kupalarına gitmeyi son anda kaçırmıştık. Sonraki sezon, yani şampiyon olduğumuz sezonun başında 'biz şampiyon olabiliriz' düşüncesini hep içimizde tuttuk. Biz belirli bir noktaya kadar da bahsetmedik. Bizden önce basın şampiyonluktan bahsetmeye başladı. Çok güzel bir arkadaşlık ortamı vardı. Öyle bir süreç yaşadık ki herkes mutluydu. Böyle olunca başarılı olmak kaçınılmaz oldu. İyi oynayıp iyi de arkadaş olduktan sonra karşılığını da almamız bizi daha çok ileriye itti açıkçası. Karşılığını alamasaydık ne olurdu bilemiyorum. Bir hedefimiz vardı ama ve hedef de ilerledikçe büyüdü diyebilirim. Şampiyonluk kupasını kaldırdığımız anı hatırlıyorum, anlatılacak gibi değildi...

O an sahada Fenerbahçe maçının sonucunu beklerken, orada olmayanların kaçırdığı neler vardı?

- Beşiktaş ile son hafta sahamızda oynadık. Maç bitti ve biz hala inanamıyorduk şampiyonluğun kıyısında olduğumuzun. Ben kendi adıma o zamana kadar yıllardır verdiğim mücadelenin karşılığını almaya çok yakınım diye düşündüm. 40-45 saniye sanırım maçın sonucunu beklediğimizi hatırlıyorum. O şampiyon olduğumuzun haberi gelince tarif edemeyeceğim bir sevinç yaşadık. Muhteşem taraftarımız sezon boyunca gösterdikleri desteği şampiyonluk maçında en üste çıkarttılar ve unutamayacağımız bir sevinç yaşamış olduk o gece bütün camia olarak. Türkiye'de saydığınız zaman şampiyonluğu daha önceden hak eden kulüplerden birisidir Bursaspor.

"DÜŞÜNÜN, 15-20 BİN KİŞİ AYNI ANDA ÜZERİNİZE KOŞUYOR!"

Daha önce kimseye anlatmadığınız, basına da yansımayan, şampiyonluk gecesinde ve devamında yaşanan farklı bir anınız oldu mu?

- Şampiyonluk haberi, o atmosfer içerisinde geldiği zaman bize bir kere aşırı ve ani sevincin etkisiyle sanırım şok etkisine giriyorsunuz. Düşünün ki 15-20 bin kişi aynı anda üzerinize doğru koşuyor. Ben o anda çevremdekilere "Kaçın!" dediğimi hatırlıyorum. Çünkü kurtulamazsınız o kalabalıktan. Çimleri, kale direklerini sökmeye çalışanlar oldu. Biz soyunma odasına zor kaçtık aslında. Belirli bir noktaya geldikten sonra dışarı çıkmak da mümkün olmadı. Şampiyonluk kupasını mecburen otobüsün üzerinde aldık. Kupayı otobüsten düşürmemek için çok çalıştığımızı hatırlıyorum. Sevinirken bile otobüsün içinde tutmaya çalışıyorduk kupayı. Saatlerce şehir turu attık. Kupayı da taraftar, hoca, futbolcu, başkan hepimiz aynı anda kaldırdık aslında. Bir de aklıma şimdi geldi. Şimdi yeni stat yapıldı tabii, Atatürk Stadı'nda protokol tribünü 2 katlıdır mesela. Orası öyle bir dolmuştu ki şampiyonluk maçında... Allah korumuş resmen yıkılmamış tribünler. Onun haricinde bizim tesislerimizde çalışan ablalarımızdan, yemeklerimizi yapanlara kadar herşeyimiz çok iyiydi o zaman. Düşünün ki 50 tane adamın arkasını toplayan insanlar vardı. Ali Tandoğan'la Tuna Üzümcü'nün odasında basket potamız vardı mesela. O odalar savaş alanına dönerdi. O kadar güzel günler yaşadık ki... Yabancılarımız da bizlerle birlikteydi ve beraberdik her zaman. Kaliteli ve karakterli yabancılarımız vardı. Yabancı sayısı o zaman 6'ydı ama takım içerisinde herkesin katkısı vardı.

"YAZICI BAŞKANIM PRİMİ BİLE FAZLA VERMEZ 'BİZ BÜYÜK TAKIMIZ' DERDİ"

Merhum başkan Recep Yazıcı'nın katkısının çok önemli olduğunu biliyoruz. Onu nasıl anlatırsın?

- Recep Yazıcı başkanımızın çok büyük emekleri olmuştur. Mesela aslında çok zor insandır. Onun huyunu suyunu bilmezseniz anlaşmanız hiç kolay değildi. İş ticarete döndüğü zaman mesela kulübün menfaatlerini her zaman korumasını bilirdi. Bir şeyin maliyeti neyse o odur. Noktaydı yani onun için. Ne bir şahsı, ne başka bir kurumu Bursaspor'un üzerinde tutmazdı. Başkanım primi arttıralım dendiğinde "Hayır, biz büyük takımız, bizim bu yenmemiz normal" derdi. Onun bu duruşu, yapısı ve bakış açısı bizi o noktalara getirdi aslında.

ÖMER ERDOĞAN'DAN MESAJ VAR!

Ömer Erdoğan ile 7 sezon boyunca iyi ikili olduğunuz. Onunla çok kısa seni konuştuk. Önce onun sözlerini ardından da senin onun hakkında söyleyeceklerini dinleyelim...

Ömer Erdoğan: Birlikte en iyi oynadığım arkadaşlarımdan birisidir. Karakteriyle kişiliğiyle 10 numara insandır. Büyüklerine küçüklerine sevgisi çok iyidir. Altyapı eğitimi olmadan bu kadar üst seviye futbol oynayabilmesi takdir edilecek bir başarıdır.

Ömer Erdoğan: Bursaspor'dan iyi ayrılmadığını biliyorum. Bursa'da değildim ben o dönem. Yaşadığı sıkıntıları biliyordum. Daha çok yönetimle ve hocasıyla ilgili sorunlar yaşamıştı diye biliyorum. Anlaşarak ayrılmak nasip olmadı ona diyeyim. İşin içinde olmadığım için kesin bir şey söylemeyeyim. Bir orta nokta bulunabilirdi diyebiliyorum sadece. Hala Bursaspor camiasında sevilir, taraftarlar da kendisini hala çok sever ve sayar.



İbrahim Öztürk: Ömer ağabeyime teşekkür ediyorum. Sevgimiz karşılıklıdır, saha içinde de saha dışında da çok şey paylaştık kendisiyle. Bir kere ben Bursa'ya gittiğimde Ömer ağabey çok ama çok profesyoneldi. Bazı şeyleri aşmıştı. Kendisine çok iyi bakardı. Bir futbol aşığıdır. Benden fit yani hala. Ertuğrul hocadan sonra da zaten Ömer ağabey yardımcı hoca oldu zaten. İyi ki de beraber oynadık. Komşuyduk zaten oturduğumuz sitede yan yanaydık. Ailecek de görüşüyorduk. Bu tip birlikteliklerden sonra zaten başarı geliyor. Bunu da görmüş olduk bir kez daha.

Bursaspor'da kadro dışı kaldığın dönem oldu. Ayrılışın malesef çok tercih edeceğin gibi olmadığı gördüğümüz kadarıyla. O süreci anlatabilir misin?

- Yönetim değişti İbrahim Yazıcı başkandan sonra. Yeni başkan seçildi. Bazı şeylerin gerçekleşmesi gerekiyordu. Futbolcu alacaklarına dair kulübün lisans alması gerekiyordu FIFA'dan. Futbolcular ve yönetim arasındaki dengeyi bulmak da bize düştü kaptan olarak. Alacakların alındığına dair imzalar istendi futbolculardan. Takımı Türkler ve yabancılar olarak ikiye ayırmaya çalıştılar. Türkleri çağırıp toplantı yapıyorlar, biz zannediyoruz ki yabancılar rahat rahat paralarını alıyor Türkler almıyor zannediyoruz. Yabancılar da Türkler parasını alıyor yabancılar almıyor zannediyor. Hocamız Şenol Güneş, başkan da Recep Bölükbaşı'ydı o zaman. Sezona Avrupa'dan elenmenin sıkıntısıyla başladık. Böyle de olunca herkes birşeyler konuşmaya başladı. Ben kaptan olarak birşeyler yapmak istedim. Futbolculara ve yönetime birşeyler anlatmaya çalıştım. Ben bütün futbolcularla konuştum, atılması gereken imzaları atmalarını istedim ve attırdım da. Sonra da ben kötü oldum. Yönetimin bana verdiği sözlerle uygulamalar arasında yanlışlıklar olmaya başladı. Ben yönetimden söz alıp yerine gelmedikten sonra futbolcular bana inanmaz olmaya başladı. 'Hani sen demiştin ama olmadı!' dendikten sonra bana ben zarar görmeye başladım. Herşey üst üste geldikten sonra da yönetimden kendime muhattap bulamaz oldum konuşmak için. Bir maç oynadık, 2-0 öndeyken 2-2 oldu maç ben girdikten sonra. Bu olaydan sonra Şenol hocam bana kadro dışında olduğumu söyledi. Saygı duyduğumu söyledim. Hakaret küfür vs. olmadan kadro dışı neden kaldım hala bilmiyorum tam nedenini. Sözleşmelerde kadro dışı kaldıktan sonra basına konuşamazsın diye bir yasak var. Kimseye kendimi inandıramadım. Eğer konuşursan ceza alırsın, neden kadro dışı kaldım diye soracak kimseye ulaşamadım. Kendimi açıklayacak bir fırsatı bile vermediler bana. Benim problemim kişilerle oldu, yoksa Bursapor camiasıyla hiçbir problemim zaten olamaz.

SERDAR AZİZ, SERCAN YILDIRIM, ENES ÜNAL, OZAN TUFAN VE DİĞERLERİ DEĞERLENDİRMESİ

Bursaspor altyapısının gücü ve potansiyelini herkes biliyor. Senin döneminde şuanda yıldız statüsünde olan bir çok isim var. Senin birlikte oynama fırsatın olan isimlerden bazılarını çıkarttık. Bu isimlerden bazıları Serdar Aziz, Ozan Tufan, Sercan Yıldırım, Volkan Şen, Eren Albayrak, Muhammet Demir, Harun Tekin, Musa Çağıran, Enes Ünal. Hepsi hakkında çok ufak yorumunu alsak senden...

Serdar Aziz: "Serdar'la hala ailecek görüşürüz. Beraber tatillere de gittik. Birşeyler kazanmak öğretmek geçicidir, sahada olduğunuz zaten birileriyle birşeyler öğreniyorsunuz aslında. Dışarıda sakin ama sahada çok hırslıdır.

Ozan Tufan: Sürekli ağabeyleriyle birlikte yaşayan esprili bir çocuktu. Ozan ve Furkan vardı bir de bizde, bizim eğlencemizdi ikisi.

Sercan Yıldırım: Biraz kendi kararlarını vermedi! Kendi sesini dinleyip görmesi gerekiyordu. Bunu ona da çok anlattığım için bu söylediklerimi kendisi de okuyunca anlayacak ne demek istediğimi...

Volkan Şen: Kendi halinde biridir ama çok yeteneklidir. Ancak daha fazlasını da yapabilirdi bence.

Eren Albayrak: Her zaman güleryüzlü ve eğlencelidir.

Muhammet Demir: Çok ekstra yetenekleri olan bir arkdaşımızdı. Biraz sakar olmasına rağmen...

Harun Tekin: Özü sözü bir, için dışı bir arkadaşımdır. Bir süre oda arkadaşı da olduk kendisiyle.

Musa Çağıran: Yetenekli, hırslı ve istediğinden hiç vazgeçmez bir arkadaşımdır.

Enes Ünal: Karakterli ve bunun karşılığını alan bir arkadaşımdır. Bundan daha fazlasını da yapacağına inanıyorum. Türkiye’deki gol rekorlarını kırabilecek potansiyelde olduğunu biliyorum ve inanıyorum. Üstüne koyarak devam ediyor, bu da çok önemli onun adına.



"YABANCI OYUNCULAR KAPTANLIK YAPABİLİR"

Bursaspor'un kaptanı senin de zamanında takım arkadaşın olan Batalla. Türk takımlarında yabancı oyuncunun kaptanlık yapmasını nasıl buluyorsun?

- Yabancılar kaptanlık bence yapabilir. Takımını iyi tanıdığı sürece, arkadaşlarına hakim olabildiği sürece, takım arkadaşları ona güvendiği sürece yapabilir. Dil de sorun değil, tercümanla anlatılabilir bir durumdur bu. Tercüman vasıtasıyla takıma derdinizi anlatabilirsiniz kaptan olarak. İlk yıl gelip de kaptanlık verilmesine ben karşıyım açıkçası. Alex de Souza, Batalla örnekleri gibi değil de, ilk sezonunda ikinci sezonunda hemen kaptan yapılması bir futbolcunun yanlış diye düşünüyorum. Bir de yabancı oyuncu profesyonel bakıyor herşeye, yetişme tarzı bu. Biz daha duygusalız, işler o kadar da profesyonel yürümez burada. Biz duyguları hissetmek isteriz. Yabancı futbolcu bunları yaşayabiliyorsa zaten kaptan olabilir. İşler iyi gittiği sürece kaptanın kim olduğu da çok önemli değil zaten.

"ROONEY'NİN NERESİNDEN ÇEKECEĞİNİ BİLMİYORSUN"

Şampiyonlar Ligi deneyimin oldu. Nasıl anlatırsın, sence Şampiyonlar Ligi'nde Bursaspor'un başarılı olamamasının sebebi neydi?

- Biraz bizim acemiliğimiz olabilir. Daha fazlasını yapabilmek için duyduğumuz heyecanın acemiliğini yaşadık belki de. Şampiyonlar Ligi çok farklı bir arena. Futbol Türkiye'de nasıl oynanır biliyorsun ama Şampiyonlar Ligi çok farklı, orada Rooney'nin neresinden çekeceğini bile bilmiyorsun. Bizim için özel ve çok güzel bir tecrübeydi. Manchester United, Glasgow Rangers ve Valencia ile eşleşmiştik. Belki Glasgow Rangers'ın üzerinde bitirebilirdik, o gücümüz de vardı ama dediğim gibi acemiliğimiz de vardı heyecanımız da vardı her anlamda.

"BENCE MİLLİ TAKIM'DA DAHA FAZLA OYNAYABİLİRDİM"

Futbola başlarken, geç de başlamana rağmen Milli Takım'a kadar çıkabileceğini hayal ettin mi? Futbolda hayal kurmak önemli midir?

- Hiddink döneminde Hollanda ile olan hazırlık maçına davet edildik. Forma şansı bulamadık ama o kamp dönemini, atmosferi görmek farklı bir deneyimdi tabii ki. İçimdeki en büyük eksikliklerden birisi de bu. Milli Takım'da bence daha fazla oynayabilirdim. Neden olmadı bilemem, o dönemki oyunumuz, kazançlarımız, saha içerisinde yaptığımız iş ortada olmasına rağmen daha fazlasını hak ettiğimi düşünüyorum. Bunları kendime güvendiğim için söylüyorum. Milli Takım'ın başında Türk hoca varken de çağırılmadık ki yabancı hocaya kızalım. Ama zaten beni 1 kez Milli Takım'a çağırdılar o da Hiddink'yi! Anlatabildim mi? Hep 'olur mu, bunun için geç değil mi?' soruları altında yaşadım. E görmeden bilemezsin ki! O atmosferi yaşatmazsan anlayamazsın ki...



"TEKLİFLER ÇOK GELDİ AMA YAZICI BAŞKANIM BİR YERE GİDEMEZSİN DEDİ"


O dönem büyük takımlardan teklif aldın mı?

- Bursaspor'da şampiyon olduktan sonra tabii ki İstanbul takımlarından teklifler geldi. O dönem konuşuldu tabii ama rahmetli başkanımız Recep Yazıcı bana 'Ben bu takımda olduğum sürece sen hiçbir yere gidemezsin' dedi. 'Ben seni satsam, kapatmak için daha fazlasını harcamam gerekiyor, elimde bir değer varken neden kaybedeyim' derdi bana. Bir de enteresandır bana istediğim takımla görüşebileceğimi söylemişti, ki görüştüm de ama şartlar ne olursa olsun beni bırakmayacağını söylerdi. Birbirimizi çok iyi tanıdığımız için bana söylediklerini ne niyetle söylediğini biliyordum ben. Sözleşmem bitiyordu mesela, çağırdı beni gittik, daha ilk lafı 'Bu sözleşmeyi imzalayacaksın' oldu ve biz de imzaladık. Bu kadar da net insandı. Avrupa'ya da Milli maç sayım olmadığı için ve yaşım yüksek geldiği için gidemedim.

"ÖNCE TRANSFER OLACAĞIN TAKIMA BAKMALISIN"

Deneyimli bir futbolcu ve bir çok transfer yapmış bir isim olarak transfer yaparken nelere dikkat ettin bu zamana kadar?
- Biraz seçici olmak önemli. Yani sen stopersen ve gideceğin takımda 5 tane stoper varsa gitmezsin elbette. Gideceğin takıma bakacaksın önce. Kendini bilmek çok önemli. Ben bu takımda oynayabilir miyim diye bakmalı futbolcu. Bir de durduk yere kimse kimseyi istemez, taktik içinde bir yerin varsa seni ister kim istiyorsa. O yüzden isteyen kişilere de bakmak önemli bence. Avrupa takımları sistemine göre futbolcu alıyor. Barcelona yıllardır tek pas oynuyor gibi geliyor bize, oyuncular değişiyor ama sistem hep aynı. Transfer de takımların ihtiyaçlarına göre yapılmalı. Avrupa'da takımların, Türkiye'de hocaların sistemi var. Bunları yaşıyoruz malesef.

"LİGLER ARASINDA FARK SADECE PARA"

- Hangi liglerde oynadın ve aralarındaki farklar neler sence?

Süper Lig'de bütün imkanlar var. 3 puanın geliri Süper Lig'de çok ciddi. 2 milyon TL civarı olması lazım. Ben şimdi Altay'da oynuyorum. Burada, 2. Lig'de yani 50-60 bin TL. Anlatabiliyor muyum? Aradaki fark para... Zaten Süper Lig üst düzey, en yüksek gelir orada, böyle olması da normal. Geçtiğimiz haftalarda Silivri ile maça çıktık, sentetik çimde oynadık. Atıyorum, Beşiktaş'ı götür bakalım sentetik çime ne yapacaklar. Farklar hep bunlar..

Yaşı senin gibi ilerleyen oyuncuların büyük çoğunluğu futbolu erken denebilecek yaşta bırakıyor. bazıları Anadolu kulüplerine gidiyor. Sen 36'ya gelmeden bırakmayı düşündün mü? 2. Lig'e dönmek nasıl bir his?

- En yukarıdan aşağıya gelmek gerçekten zor. Bir noktaya geldikten sonra geri dönünce kafanı sıfırlaman gerekiyor. Yaş olarak ise bir sıkıntım zaten yok. Zaten benim oynayamayacak olsam oynamam, zorlamam kendimi. Bir üst ligden hedefsiz bir takıma gideceğime bir alt ligden yarışmacı bir takıma giderim diye düşünerek geldim buraya. Bence kendini iyi hisseden yaşı benim gibi olan arkadaşlarım devam etmeli, fizik olarak kendini iyi hissetmiyorsa zaten oynayamaz o zaman da çok zorlamanın bir anlamı yok, zarar veriyorsunuz vücudunuza çünkü.

"NESTA - MALDINI GİBİ İSİMLERİ ÇOK İZLEDİM"

Kendini nasıl hazırlarsın maça? Maç haftasında özellikle dikkat ettiğin şeyler var mıdır?

- Ben idman saatlerine endeksli şekilde düzenli yaşarım. İdman veya maç saatine yakın birşey yemem. Yemek saatlerim hep düzenlidir. Akşam yemeğinden sonra bir şey yemem. Uykum gelene kadar otururum evde, uykum gelmeden yatağa girmem. Normalde Mayıs'ta sezon bitiyor, Eylül'e kadar yatıyor bunlar diye bir algı var ama bizim hiçbirşey yapmadan dinlendiğimiz 15 gün yoktur. Tatilde de hazır tutmak zorundasın kendini.



- Futbolda izleyerek öğrenmek çok önemli. Senin sürekli izlediğin, izleyerek birşeyler öğrenmeye çalıştığın bir isim oldu mu yerli/yabancı?

Televizyonda veya sahada iyi birşey yapan herkesi örnek alırdım diyebilirim kendi mevkiimde. Maldini - Nesta oynadığı dönemde mesela onları çok izledim. Her futbolcunun farklı yetenekleri var. Ben de o yetenekleri izledim sürekli. Kişi kendisini tanıyıp ona göre yeteneklerini geliştirmeli, birşeye özenmek ve o sana uygun olmadığı halde uygulamaya çalışırsan hiç yararı olmaz.

"YABANCI OYUNCU GELSİN, ONDA PROBLEM YOK! KÖTÜSÜ GELMESİN"

Gelelim güncel konulara. Biraz klasik olacak ama en üst ligdeki yabancı oyuncu serbestliği konusuna. Sence şuanki sistem kaliteli Türk oyuncu yetişmesini engelliyor mu?
- Kısaca anlatayım, ben Batalla ile oynuyordum ve çok da zevk alıyordum. Ama yabancı oyuncunun da iyisi gelsin. Süper yıldızlar da gelsin, daha fazla da para kazansın, onda da sıkıntı yok. Ama Türk futbolcusundan daha kalitesiz futbolcu gelip daha fazla para almasın. Kötü yabancılardan kurtulmak için yapılması gereken nedir? Alt taraftır, orayı geliştirmektir.

"1 YABANCI OYUNCU ALMADAN BÜTÜN ALTYAPI DÜZELEBİLİYORSA..."

İyi stoper yetişmiyor diye bir görüş var, buna katılıyor musun?

- İsim olarak değil de gelişmek için yapılması gerekenler var. Herkesin örnek gösterdiği Altınordu, Bursaspor gerçekleri var altyapılar için. Altınordu kendi çözümünü bulmuş, bir sistem uyguluyor orada. Bu sistemi Federasyon neden bulup getiremiyor? Her türlü imkan var ve bunun olmaması bana saçma geliyor. Çok transfer yapan takım başarılı olarak görülüyor burada. Birşeyi verirseniz karşılığını istersiniz. Siz güzelini vereceksiniz, ondan sonra karşılığını isteyeceksiniz. 1 yabancı oyuncu almadan biz bütün altyapıyı düzeltme ihtimalinizin farkındaysanız ve bunu yapmıyorsanız diyecek bir şey kalmıyor zaten.

"BÜYÜKLERİMZİDEN DAYAK DA YEDİK"

Takım içlerinde devrecilik olarak değerlendirilen kaptanın ağırlığını koyduğu durumlar vardır mesela. Sence bu gerekli midir bir futbolcunun yetişebilmesi için?

- Biz büyüklerimizden çok şeyler öğrendik. Dayak da yedik. Bizim dönemimizdeki kişilere sorun bakalım bunları yaşamayan var mıdır? Bir büyük girmeden duşa giremezsin vs. Bunları yaşadık ama ağabeylerimizden futbol da öğrendik. Bunlar futbolcu olabilmek için çok yararlı desem yanlış olur, değil tabii ki ama herşey de dozunda olmalı. Karşılıklı değer vermek önemli. Küçük büyüğe saygı gösterecek, büyük de sevgisini verecek birşeyler öğretecek. Ben büyüğüm gelmeden yemek almazdım mesela, o da sayıgıyı görüyor ve sana ona göre davranıyor. Bu açıdan da önemlidir devrecilik.

"İŞİN İÇİNE PARA GİRİNCE HERKES HERŞEYİ YAPABİLİYOR"

TPFD'den isteklerin var mı? Çalışmalarından memnun musun?

- Derneği biliyorduk aslında ama bilmiyorduk. Demek istediğimi anlatabildim mi? Sivasspor'dayken Hakan ağabeyler geldi ve bize anlattılar konuları. Derneğin varlığını gösterdiler, hissettirdiler. Yaşananları söylediler, yapacakları söylediler. Bakarsanız Türk futbolcusunun da ihtiyacı olan şeylerdi bunlar. İşin içine para girince herkes herşeyi yapabiliyor. Her sektörde olduğu gibi futbol camiasında da iyi insanlar ve kötü insanlar var. Herşeyi orada anlattılar. İnşallah böyle devam ederler, davamını getirirler. Birçoğumuz haklarımızı bilmiyoruz ve bu anlamda özellikle Türk futbolcusu için önemli şeyler yapıyorlar.



GableMonroeClift
X

X